SİNEMADA MİMARLIK-MATRIX

Matrix Üçlemesi

1999 Bilim Kurgu Aksiyon filmi, The Wachowskis tarafından yönetilen ve Keanu Reeves, Laurence Fishburne ve Hugo Weaving filminin başrollerini paylaştığı The Matrix. The Matrix Trilogy, The Matrix filmi ile başladı ve Mayıs 2003’te yayınlanan The Matrix Reloaded ve Kasım 2003’te yayınlanan serinin son filmi olan The Matrix Revolutions adlı iki devam filmi ile devam etti. İçerik olarak birkaç dini ve felsefi fikre göndermeler içeren bir hikaye içeren film bunun dışında birçok kaynaktan da beslenmiş. Genelde çeşitli mitolojiler, anime ve farklı dövüş sanatı formlarından etkilenmiştir.

Tüm nefes kesen görseller ve aksiyon sekanslarının ortasında bu fütürist fantastik film, mimari tarzlara ve tasarıma çok fazla önem veriyor. Wachoski kardeşlerin Matrix’i detaylandırmaya olan yoğun ilgisi şaşırtıcı bir şekilde Matrix’teki kurgusal şehirlerin yanı sıra gerçek dünya binalarının çoğunu içeriyor.Bunu filmin geçtiği yer olan Mega City de devasa bir şehir merkezi ve etkileyici bir ufuk çizgisinde çok net bir şekilde görebiliriz.Filmdeki en dikkat çekici mimari özellik, Matrix sakinlerinin yaşadığı devasa bir sanal şehir olan Mega City’dir. Şehir, 1990’larda Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya’daki büyük şehirlerin bir karışımını temsil edecek şekilde tasarlandığını ilk bakışta görebiliriz. Bunun dışında küçük renk ve eğlence ceplerine sahip gri ve kullanışlı alanlarla karakterize edilmiş. Mega City için ilham veren şehirler arasında Sydney (filmin çoğunun çekildiği yer), Oakland (The Matrix Reloaded’daki bazı araba kovalamaca sahnelerinin çekildiği) ve Chicago (The Wachowskis’in doğum yeri) yer alıyor.

MATRIX

HİPER GERÇEKLİK

The Matrix’teki şehir kavramına ilham olan şey İtalya katedrallerinin ayrıntılarıyla dolu Umberto Eco’nun popüler romanındaki hiper gerçeklik teorisinin bir arketipi olan Gülün Adı’na dayanıyor. Hiper gerçeklik teorisi, toplumu kontrol eden makinelerin inşa ettiği sanal şehrin, sakinleri için gerçek dünyanın kendisinden daha inandırıcı ve gerçekçi olduğunu belirten bir nevi distopyadır.Bu konuda bir çok film izlemişizdir.Burada özellikle yeni dönem yapay zeka film konularının esin kaynağı olmuştur özellikle The Matrix filminden sonra.

Sert gri ve ilginç olmayan manzaranın yaratılmasının ardındaki mantık, Matrix’in bilmeyen sakinlerinin alternatifleri olmadığı için yaşam alanlarını sorgulamamalarını sağlamaktı. Şehrin, kimsenin olayları aynı şekilde görmediği, kendine has bir ortam olduğu da söylenebilir. Diğer teoriler, Şehrin görselleştirilmesinin muhtemelen Matrix dışındaki redpills deneyiminin bir sonucu olabileceğini belirtiyor. Ayrıca, Ajan Smith (Hugo Weaving), Morpheus’a (Laurence Fishburne), Matrix’in daha neşeli olan önceki örneklerinin, içinde barındırılan insanların beklentilerini karşılamadığını anlatır. Mimar daha sonra Neo’ya (Keanu Reeves) ilk sürümlerin başarısız olduğunu, çünkü mükemmel cennet ve insan zihninin kabul edemediği mutlak cehennemin iki ucu etrafında tasarlandıkları için başarısız olduğunu söyleyerek bu açıklamayı genişletiyor.

MATRİX HARİTASI

The Wachowskis tarafından The Matrix Online oyununun tasarımcılarına verilen Mega City haritası, şehri dört ana bölgeye ayırıyor: Downtown, International, Richland (ironik olarak redpills tarafından gecekondu mahalleleri olarak adlandırılıyor) ve Westview. Harita, şehrin gerçek şeklinin, Matrix Revolutions’daki kod dizisinin sonunda da görülebilen Y şeklindeki sembolü temsil ettiğini gösteriyor.

Merovingian

Eski moda şato veya dağlarda bulunan Merovingian konağındaki modern veya fütüristik tarzlarla tam bir tezat oluşturan mimari bir özellik. Güzel tasarlanmış konak, geleneksel tasarımlara dayanmaktadır ve içinde çok sayıda Yunan heykelleri, antik zırhlar ve silahlarla sıralanmıştır. Şato, izleyiciye tüm sanal gerçekliğin ortasında gerçek bir dünya atmosferi sunuyor.

Gerçek dünyadaki birçok yapıya atıfta bulunulur ya da filmde görülür. Ünlü çatı katı sahnesinde seyirciler UTS Tower binasına bir göz atabilir. Sidney’den Sidney Kulesi görülebilen diğer önemli binalar arasında ,Martin Place ve St. James tren istasyonu aynı şekilde. Filmin senaryosunun ilk taslakları şehri Chicago olarak tanımladı ve atıfta bulunulan cadde ve simgesel isimlerin çoğu Chicago’dan, örneğin Wabash ve Lake, Franklin ve Erie, State Street, Balbo Drive, Cumberland Ave, Adams Street Bridge ve Loop Tren. Film, Sydney ve Chicago şehirlerinin yanı sıra, Heathrow Havalimanı’na da gönderme yapıyor.

Sonuç olarak, Matrix Serisinin fütürist bir şehrin tasarımını büyük ayrıntı ve doğrulukla yakaladığını söyleyebiliriz. Kentsel alanlara büyük nüfus akışı ile, gelecekteki şehirler, büyük olasılıkla, genişledikleri ana şehre gevşek bir bağlantıyla Matrix’in Mega Şehri’ne benzeyeceklerdir.

Leave a Reply